Zeynep




Rüzgârın önünü kestiler bugün,
Halaya zincir vurdular.
Yaprakların bahara borçlu gününü
Cerrahpaşa Hastanesi’ne uğurladılar.
Yürüdü topal rüzgâr gündüzlerin üstüne
Kanatları kırıldı ak bulutlu sabahın
Dilinde türkülerle ve dirençle
Geceye karşı, yürüdü yalınayak…
Ben bahar demiştim sana,
Sen sonbaharı oldun gençliğimin.

Eğri çarkın eğrileri çoktu,
Oysa eğrinin yanında doğruya yer yoktu.
Rüzgârın önünü kestiler bugün,
Halaya zincir vurdular.
Sersefil zamanın kırık dökük kızıydın
Tohumların özlem yüklü bulutundasın şimdi
Ağlasan toprak çatlar utancından
Sabahın alacası tükenir,
Sırılsıklam uyanır yürüğümüz yollar,
Bilmeyiz saatler kaça kurulur,
Yarınlara sancılanır şafaklar
İçimdeki yangın korkutur seni…

Edirnekapı’da bir gurup vakti
İçimde yemyeşil bir dal kırılır.
Otuz bahar sonra da olsa
Adı sensizlik de olsa yılların
Bir ambulans sireninde
Ve sedyesinde çaresizliğin
Hatırlarım seni…

Yaşamak türküsü erken bitince
Ömür son limana demirleyince
Anlatacak çok şey kalır doğmamış bebeklere…

İşte böyle Zeynep…
Kim bilir kaç hasta sabahı bekledi benim seni beklediğim kadar
Bir çocuğun ölümü kadar hazin
Bir segâh taksimi kadar yaralı
Ve öylesine aç ki her taze mezar
Kalem olsa dünyadaki bütün ağaçlar
Ve bütün denizler mürekkep olsa
Senin şiirini yazamam yine de.


Rüzgârın önünü kestiler bugün,
Halaya zincir vurdular
Görecek göz olmayınca ışığın ne anlamı var?...


Söz - Müzik: Fatih Kısaparmak

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !