Kelebekler Sonsuza Uçar




...

(Avukat Bey ile Hocaefendi konuşmakta...)

- Atıf Hoca ölmedi, yaşıyor.

- Ölmedi mi?

- İpek böceklerini bilirsin evlat, kozalarını kırarlarsa “Kelebek Olmaya” hak kazanırlar. Nefs hücresinden kurtulup hürriyete kavuşurlar. Tıpkı “İnsanlar” gibi. Fakat kimi de kınamaz kozasını, onları tutup kaynar suya atarlar.


(Küçük kız ile Annesi konuşmakta...)

- Atarlar mı? Neden ama?

- İpeğini almak için.

- Haşlarlar mı yani.

- Haşlarlar.

- Hiç gözünün yaşına bakmazlar mı?

- Bakmazlar.

- Ağlamaz mı peki? Hiç bağırıp çağırmaz mı?

- Ağlar, haykırır, inler, ama çaresiz iş işten geçmiştir artık.

- Anne

- Evet yavrum

- Ben kelebek olmak istiyorum


(Hocaefendi konuşakta...)

- Kelebek olmak bu o kadar zor değil. Yollar çok. Atıf Hoca da bir yol.


...


***



Sazını konuşturan Arif;

"Kur'an bir bahçedir,
Bismillah çiçek.
Bize bu bahçenin
Kokusu lazım"



***


- İnsan kainattır Ferit Bey. Belini dünya ıslahına çeker. Uçmaktan alıkoyar. Ama bir de ruhu vardır; asıl, öz. Onu yüceliklere çıkarmak için çırpınır.

- Ah şu mistik düşünceler! Doğu klasiklerinde okumuştum...

- Ah şu düşünmek yerine mahkum etmeler!...


***


Reis ile Atıf arasında...

- Hoca! Başındaki sarık da çaput, şu şapkada. Onu çıkarıp bunu giysen n'olur?

- Reis Bey! Arkanızdaki bayrak da çaput, İngiliz bayrağı da çaput. Bunu çıkarıp onu assanız n'olur?


***


Atıf Hoca ile Tahir Efendi arasında;

- Beni idam edecekler Tahir.

- Fakat nasıl olur Efendi Hazretleri? Savcı sizin için en fazla üç yıl istedi.

- Peygamberimizi gördüm, rüyamda Peygamberimizi gördüm. Fahr-i Kainat Efendimiz ne dedi biliyor musun? Yanımıza gelmek dururken, ne diye müdafaa karalayıp duruyorsun Atıf?


Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !